AÇIKLAMA: TAŞERON CUMHURİYETİNE HAYIR!

Paylaş

DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Sendikamız Genel Başkanı Metin Ebetürk, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan "Alt işveren uygulamasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri" toplantısına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamanın tam metnini aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.

 

   TAŞERON CUMHURİYETİNE HAYIR!

 


16 Kasım 2012/178

 

DİSK Genel Başkan Yardımcısı Metin Ebetürk’ün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan “Alt işveren uygulamasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri” toplantısına ilişkin açıklaması:

 

TAŞERON CUMHURİYETİ’NE HAYIR!

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in çağrısı ile “Alt işveren uygulamasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri”ni görüşmek üzere ilk toplantı 1 Kasım 2012 tarihinde, ikinci toplantı ise 15 Kasım 2012 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapıldı.

 

Basına yansıyan bazı haberlerde, bu toplantılar ile taşeron işçilerin sorunlarına çözüm arandığı öne sürülmüş, kamuda çalışan taşeron işçiler başta olmak üzere Türkiye’de artık sayıları milyonlarla ifade edilebilecek taşeron işçiler beklenti içine sokulmuştur.

 

Ancak 15 Kasım 2012 tarihinde yapılan toplantıda bu çalışmaların asıl amacının, taşeron işçilerin sorunlarına çözüm bulmak değil, taşeron uygulamasının önündeki tüm yasal sınırlamaları kaldırmak olduğu görülmüştür.

 

Konfederasyonumuz DİSK, iki toplantıya da katılmış, taşeron uygulamasının esnek, güvencesiz çalışma ve vahşi emek sömürüsünden başka bir anlam taşımadığını ifade ederek, taşeron uygulamasının tümüyle kaldırılmasını, gerek kamu gerek özel sektörde taşeronda çalışan tüm işçilerin asıl işverenin işçisi haline getirilmesini savunmuştur.

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, taşeron uygulamasından vazgeçmeyeceklerini açık biçimde ifade etmiştir. Öte yandan Bakan Çelik, İş Yasası’nın 2. maddesinde yer alan asıl işlerin taşerona verilebilmesi için aranan “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenle uzmanlık gerektirme” koşulunun değiştirilmesini tartışmaya açmıştır. Öte yandan Bakan Çelik, “muvazaa”lı yani hileli taşeron uygulaması ile ilgili olarak, taşeron işçilerinin asıl işverenin işçisi haline gelebilmesine dayanak sağlayan düzenlemenin kaldırılması yönünde görüş bildirmiştir.

 

İşveren örgütlerinin temsilcileri, söz konusu koşulun tümüyle kaldırılmasını, asıl işlerin taşerona verilmesine ilişkin herhangi bir yasal sınırlama olmamasını talep etmiştir. Konfederasyonumuz DİSK ve diğer işçi sendikaları konfederasyonları, İş Yasası’nın 2. maddesinin değiştirilerek, asıl işlerin taşerona verilmesinin önündeki yasal sınırlamaların kaldırılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etmiştir. Bakan Çelik, 2. maddedeki değişikliğin ihtiyaçtan kaynaklandığını öne sürerken, sendika temsilcileri, böyle bir ihtiyaçtan söz edilemeyeceğini, değişikliğe ihtiyaç olmadığını dile getirmiştir.

 

Sonuç olarak toplantıda bir mutabakat sağlanamamıştır. Ancak açık ve net bir biçimde görülmektedir ki, amaç, taşeron uygulamasına ilişkin tüm engelleri, sınırları yok etmek, hâlihazırda bir kanser gibi tüm Türkiye’yi sarmış olan taşeron uygulamasını daha da yaygınlaştırmak, istisna olan “taşeron ilişkisi”ni çalışma ilişkilerinde kural haline getirmektir.

 

Amaç, taşeron işçilerin derdine çare bulmak değil, Türkiye işçi sınıfını taşeron sistemine mahkûm etmektir. Gerek Bakan Çelik’in açıklamaları, gerekse kamuoyuna sızmış bulunan yasa tasarısı taslağı bu durumu şüphe götürmeyecek biçimde gözler önüne sermektedir.

 

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Cumhuriyeti’ni Taşeron Cumhuriyeti’ne dönüştürecek böyle bir değişikliği hiçbir şart ve koşulda kabul etmeyecektir. Öyle ki, Ulusal İstihdam Stratejisi’nin bir parçası olan bu değişikliği, kiralık işçilik, kıdem tazminatının fona devredilmesi, esnek ve güvencesiz istihdam modellerinin yaygınlaştırılması gibi yeni saldırılar izleyecektir. Sonuç olarak, Türkiye işçi sınıfı, tarihindeki en büyük saldırı ile karşı karşıyadır. AKP hükümeti ve işveren örgütleri, böyle bir saldırı karşısında Türkiye işçi sınıfının gereken yanıtı vereceğini bilmelidir.

 

Sonuç olarak, Taşeron Cumhuriyeti ve modern köleliğe geçit vermeyeceğimizi ilan ediyor, üyelerimiz başta olmak üzere, örgütlü ya da örgütsüz tüm işçileri ve emekçileri, tüm işçi örgütlerini, emekten yana olan tüm güçleri, Türkiye işçi sınıfı tarihindeki en ağır saldırıya karşı en güçlü mücadeleyi örmeye davet ediyoruz.

Paylaş