AÇIKLAMA: BU YASA TÜRKİYE'Yİ ILO KARA LİSTESİ'NİN GEDİKLİSİ YAPAR!

Paylaş

Sendikamız, Meclis'te görüşülen Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı hakkında, Tasarıyı ILO sözleşme ve normları açısından ele alan yazılı bir açıklama yaptı. 10 Ekim 2012 tarihinde yapılan açıklamada, Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısının ILO Sözleşme ve Normlarına aykırı olmasının 10 temel nedeni konusu değerlendirildi.

Açıklamanın tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

 

   BU YASA TÜRKİYE'Yİ ILO KARA LİSTESİ'NİN GEDİKLİSİ YAPAR!

 


10.10.2012

BU YASA TÜRKİYE’Yİ ILO KARA LİSTESİ’NİN GEDİKLİSİ YAPAR!

TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ YASA TASARISININ ILO SÖZLEŞMELERİ VE NORMLARINA AYKIRI OLMASININ 10 TEMEL NEDENİ

Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı Meclis’te görüşülmeye devam etmektedir. Meclis görüşmelerinin açılışında gerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, gerekse diğer Hükümet temsilcileri, Yasa Tasarısı ile ILO Sözleşmeleri ve normlarına uyum sağlanacağını iddia etmiştir.

Söz konusu Tasarı, ILO’nun 87 Sayılı Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunması Hakkındaki Sözleşmesi ve ILO’nun 98 Sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi ile ILO organlarının tavsiye kararlarına aykırıdır. 30 yıla yakın süredir ILO Uzmanlar Komitesi ile ILO Aplikasyon Komitesi’nin Türkiye’ye ilişkin yaptığı eleştiri ve uyarılar, Tasarı’da dikkate alınmamıştır.

Türkiye, sık sık, Dünya’da sendikal haklar ve hakların uygulanması ile ilgili en kötü 25 ülke arasında yer alarak ILO Aplikasyon Komitesi’nin gündemine girmekte, kamuoyunda bilinen ifadesiyle, “kara liste”ye alınmaktadır.

Meclis’te görüşülen Tasarı, bu haliyle yasalaştığı takdirde, ILO Sözleşmeleri, ILO Organlarının Tavsiye Kararları ile Türkiye’ye yönelik uyarı ve eleştirileri hiçe sayılmış olacak, yaklaşık 30 yıldır süren ayıp, geleceğe taşınacaktır. Özellikle Tasarı ile getirilen yüzde 1, 2, 3 barajları ile mevcut yetkili 50 sendikadan en az 29’unun toplu sözleşme yapma yetkisinin ellerinden alınması, işçilerin yüzde 57’sinin toplu sözleşme hakkından mahrum bırakılması durumunda, sendikal haklarda gelişme yaşanması bir yana sendikal hakları daha da geriletecektir.

Böylece Türkiye, ILO Kara Listesi’nin gediklisi haline gelecek, Dünya’da sendikal hakların en sınırlı olduğu ve en çok ihlal edildiği ülkeler arasında yer almayı sürdürecektir. Aşağıda Tasarının ILO Sözleşmeleri ve normlarına aykırı olmasının 10 temel nedenini ilginize sunuyor, ILO Sözleşmeleri ve normları ile uyumlu bir Yasa talebimizi yineliyor, en acil ve yakıcı sorun olarak, en azından yetkili sendikaların yetkisiz bırakılmayacağı bir düzenleme istiyoruz.Sosyal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu

  1. Tasarı Sendika Kurma Özgürlüğünü Sınırlamaktadır

Tasarının 1. maddesi yalnızca işçi ve işverenlerin sendika kurabileceğini belirtmekte, sendikaların ancak üst örgüt olarak konfederasyon kurabilmelerini düzenlemekte; tasarının 3. maddesi sendikaların ancak işkolu düzeyinde örgütlenmesine izin vermektedir. Böylece ILO’nun 87 sayılı Sözleşmesi’ne aykırı biçimde sendika kurma özgürlüğü sınırlanmakta; işyeri ve meslek sendikalarının kurulması ve sendikaların federasyon düzeyinde örgütlenmesi engellenmektedir. Öte yandan uluslararası normlara aykırı biçimde emekliler, çiftçiler ve gençler başta olmak üzere farklı toplumsal kesimlerin sendika kurma hakkı da tanınmamaktadır.

  1. Tasarı Sendikaların Yapı ve İşleyişlerine Müdahale Etmektedir

87 sayılı ILO Sözleşmesi ve ILO organlarının tavsiye kararlarına göre sendikaların yapı ve işleyişlerine ilişkin yasal düzenlemelerin sınırlayıcı ve denetleyici olmaması; temel konular dışında sendikaların yapı ve işleyişine ilişkin kararların sendikaların tüzüklerine bırakılması gerekmektedir. Ancak bu norma aykırı biçimde, Tasarının 1. maddesinden 22. maddesine kadar yer alan maddelerde, sendikaların yapı ve işleyişine ilişkin son derece detaylı, sınırlandırıcı ve denetleyici düzenlemeler yer almakta; kanun yoluyla sendikal yapı ve işleyişe ölçüsüz müdahaleler yapılmaktadır.

  1. Örgütlenme Hak ve Özgürlüğüne Yeterli Güvence Getirilmemektedir

87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, özgürce sendikaya üye olma hakkının yeterli yasal korumaya alınmasını öngörmektedir. ILO normlarına göre sendika özgürlüğü gerçek anlamda güvence altına alınmadığı sürece, sendikal haklardan söz etmek mümkün değildir. Ancak tasarının 25. maddesi örgütlenme hak ve özgürlüğü bakımından yeterli güvenceyi sağlamamakta; işverenlere “sendikal tazminat” ödeme yoluyla sendika üyesi işçileri işten çıkarma olanağı sağlamaktadır. Öte yandan tasarıdaki birkaç iyileştirmeden biri olan, iş güvencesi kapsamı dışındaki işçilerin, sendikal nedenle işten çıkarma durumunda işe iade davası açma hakkına ilişkin düzenlemenin Meclis’te verilecek önergelerle kaldırılması planlanmakta, mevcut durumdan bile geriye gidebilecek bir değişiklik öngörülmektedir.

  1. Yasa İşkolu Düzeyinde Toplu Sözleşme Yapılmasını Engellemektedir

Her ne kadar tasarının 2. ve 33. maddeleri, “çerçeve sözleşme” tanımı yapsa da, işkolu düzeyinde yapılacak olan çerçeve sözleşmelerinin konusu mesleki eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikaları ile sınırlanırken, sözleşmenin uygulama kapsamını işçi ve işveren sendikalarının üyeleri ile kısıtlanmaktadır. Böylece bir toplu iş sözleşmesinin olmazsa olmazı olan ücret, sosyal haklar, çalışma süreleri ve koşulları gibi konuların çerçeve (işkolu) sözleşmede yer alması engellenmektedir. Sonuç olarak ILO’nun 98 sayılı Sözleşmesi’ne aykırı biçimde işkolu düzeyinde, işkolunda çalışan tüm işçiler için asgari normları belirleyecek bir “işkolu sözleşmesi” yasa ile engellenmektedir. ILO Yönetim Kurulu Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi’nin “Mevzuat, endüstri düzeyinde toplu pazarlık yapılmasına engel olmamalıdır” şeklindeki görüşü hiçe sayılmaktadır.

  1. İşkolu Barajı İle Toplu Pazarlık Hakkı Sınırlanmakta, Geriye Götürülmektedir

ILO’nun 98 sayılı Sözleşmesi’nin 4. maddesi, toplu pazarlık hakkından faydalanılması ve toplu pazarlığın geliştirilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını öngörmektedir. Bu çerçevede, Türkiye’de uygulanmakta olan işkolu barajı, gerek ILO Uzmanlar Komitesi’nce gerek ILO Aplikasyon Komitesi’nce yıllardır eleştirilmektedir. ILO Uzmanlar Komitesi, Türkiye’ye ilişkin, 1989, 1991, 1992, 1993, 1994, 1995, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2009, 2011, tarihli gözlemlerinde, ILO Aplikasyon Komitesi ise 1993, 1994, 1995, 1996 ve 2000 tarihli gözlemlerinde, işkolu barajının tümüyle kaldırılması gerektiğini açıkça ifade etmiştir.

Ancak Tasarı’nın 41. maddesi ve geçici 6. maddesi ile işkolu barajı sürdürülmektedir. Meclis’te yapılması planlanan değişiklik ile işkolu barajının ilk 4 yıl için yüzde 1, sonraki iki yıl için yüzde 2, ardından yüzde 3 olarak uygulanması hedeflenmektedir. Söz konusu barajların uygulanması neticesinde, mevcut durumda toplu iş sözleşmesi yapabilen 50 yetkili sendikadan en az 29’u yetkisiz hale gelme riski ile karşı karşıya gelecektir. Kayıtlı işçilerin en az yüzde 57’si toplu pazarlık hakkından mahrum kalacaktır. Dolayısıyla ILO’nun 98 sayılı Sözleşmesi uyarınca toplu pazarlığın geliştirilmesi ve ILO organlarının tavsiye kararları doğrultusunda işkolu barajının kaldırılması gerekirken, tasarı ile toplu pazarlığın geliştirilmesi bir yana daha da geriye götürülmesi ve toplu pazarlık hakkının sınırlanması öngörülmektedir.

  1. İşyeri/İşletme Barajı Aracılığı İle Toplu Pazarlık Hakkı Sınırlanmaktadır

ILO’nun 98 sayılı Sözleşmesi toplu pazarlık hakkından yararlanılması için gerekli önlemlerin alınmasını öngörürken, ILO Uzmanlar Komitesi ile ILO Aplikasyon Komitesi Türkiye’ye ilişkin yaptığı çeşitli yıllardaki gözlemlerde, bir sendikanın bir işyerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için aranan işyeri/işletme barajının kaldırılması gerektiğine ve herhangi bir sendikanın yüzde 50 çoğunluğu sağlayamadığı koşullarda, sendikalara en azından kendi üyeleri adına toplu iş sözleşmesi yapabilme yetkisi verilmesi gerektiğini düzenlemektedir.

Ancak tasarının 41. maddesi bir sendikanın toplu sözleşme yapabilmesi için işyerinde işçilerin en az yüzde 50’sini, işletmede ise işçilerin en az yüzde 40’ını temsil etmesini şart koşmaktadır. Böylece ILO’nun 98 sayılı Sözleşmesi ile ILO organlarının tavsiye kararları hiçe sayılarak işyeri/işletme barajı korunarak toplu pazarlık hakkı sınırlanmakta, söz konusu barajları aşamayan sendikaların en azından kendi üyeleri adına toplu iş sözleşmesi yapması engellenmektedir.

  1. Zorunlu Arabuluculuk, Grev Prosedürü ve Grev Oylaması İle Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı Sınırlanmaktadır.

ILO normlarına göre, toplu sözleşme süreçlerinde “arabuluculuk” mekanizmasının gönüllülük temelinde olması gerekirken, tasarının 50. maddesi ile “zorunlu arabuluculuk” mekanizması sürdürülmektedir. ILO normları ve ILO organlarının tavsiye kararlarına göre, grev prosedürünün grev hakkının özünü zedelememesi gerekirken, tasarının 60. maddesi grev kararının alınması ve uygulanmasına ilişkin getirdiği süre sınırlaması ve bildirim koşulları ile grev hakkının özünü zedelemektedir. Benzer biçimde ILO organları, grev yapılabilmesi için işçilerin yarısından fazlasının “greve evet” demesi koşulunun grev hakkının ciddi anlamda sınırlanması anlamına geleceğini belirtirken, tasarının 31. maddesi ile mevcut yasada olmayan bir koşul getirilmekte, grev oylaması durumunda, oylamaya katılan işçilerin yarısından fazlası greve “evet” demediği sürece greve çıkılamayacağını düzenlemektedir.

  1. Farklı Grev Türleri Üzerindeki Yasaklar Devam Etmektedir

Grev hakkı, ILO’nun 87 sayılı Sözleşmesi’nin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmekte, ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi, genel grev, hak grevi ve dayanışma grevini (sempati grevi) grev hakkı kapsamında değerlendirmektedir. Ancak Tasarı’nın 58. maddesi, ILO’nun 87 sayılı sözleşmesi ve ILO organlarının kararlarına aykırı biçimde, yalnızca toplu iş sözleşmesi sürecinde çıkan uyuşmazlıklarda grev hakkını tanımlamakta, genel grev, hak grevi ve dayanışma grevi gibi farklı grev türlerini yasadışı ilan etmektedir.

  1. Grev Yasakları Sürmektedir

ILO normlarına göre bir iş ya da işyerinin grev yasağı kapsamına alınabilmesi için nüfusun tamamı ya da bir kısmının yaşamına, kişisel güvenliğine ya da sağlığına yönelik açık ve yakın bir tehdidin var olması ve söz konusu iş ya da hizmetin zorunlu hizmet olması gerekmektedir. ILO’nun bu daraltıcı ölçütüne rağmen, tasarının 62. maddesi ile mevcut yasadaki grev yasaklarının çoğu korunmakta; ILO norm ve standartları ile örtüşmeyen geniş bir grev yasağı kapsamı getirilmektedir.

  1. Grev Ertelemeleri ve Grev Durdurmaları İle Grev Hakkı Sınırlanmaktadır

Mevcut yasadaki grev ertelemesine ilişkin düzenleme tasarıda da sürdürülmekte, tasarının 63. maddesi ile Bakanlar Kurulu’na grevleri, “genel sağlık ve milli güvenlik” gerekçesiyle erteleme yetkisi verilmektedir. ILO normlarına göre böyle bir yetkinin hükümette değil ilgili tarafların güvendiği bağımsız bir kurulda olması gerekmektedir. Öte yandan ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi, lastik işkolunda daha önce bu düzenleme dayanak gösterilerek grevlerin durdurulmasını eleştirmiş ve söz konusu düzenlemenin değiştirilmesi uyarısında bulunmuştur. Buna rağmen, grev ertelemesi yetkisi sürdürüldüğü gibi, Bakanlar Kurulu’nun vereceği grev ertelemesi kararına mahkemeye itiraz hakkını da ortadan kaldırmaktadır.

Ayrıca tasarının 72. maddesi grev hakkının kötüye kullanılmasına ilişkin mevcut yasadaki düzenlemeyi korumakta ve grev hakkının iyi niyet kurallarına aykırı tarzda toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanıldığı gerekçesiyle mahkemelere grevi durdurma yetkisi vermemektedir. Yine ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi Türkiye’ye ilişkin bir vakada, böyle muğlak ve öznel hükümlerin grev hakkını ölçüsüz biçimde sınırlama riskini taşıdığını ve örgütlenme özgürlüğü ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştir. Buna rağmen söz konusu düzenleme tasarı ile sürdürülmektedir.

Paylaş