Türkiye'de Sendikal Örgütlenme Raporu kamuoyu açıklaması

Paylaş

Sendikamızın hazırlamış olduğu "Türkiye'de Sendikal Örgütlenme: Mevcut Yasalar, İhtiyaçlar ve Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı Üzerine Bir Değerlendirme" başlıklı raporumuz, Genel Başkan Metin Ebetürk tarafından düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşıldı.

Söz konusu toplantıda Genel Başkan Metin Ebetürk'ün, raporu özetleyen konuşmasına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

 

   Türkiye'de Sendikal Örgütlenme Raporu kamuoyu açıklaması

 


 

 

 

26.09.2012

 

TÜRKİYE’DE SENDİKAL ÖRGÜTLENME: MEVCUT YASALAR, İHTİYAÇLAR VE TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ YASA TASARISI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME”

 

Değerli basın mensupları,

 

Geçtiğimiz hafta, bazı işçi ve işveren sendikaları konfederasyonları ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in Başbakan ile yaptığı görüşmenin ardından, Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı üzerinde mutabakat sağlandığı yönünde açıklamalar yapıldı.

 

Konfederasyonumuz DİSK, bu toplantıya katılmamıştır ve varıldığı iddia edilen mutabakata hem usulden hem esastan karşıdır. Usulden karşıdır çünkü AKP hükümeti evrensel sendikal hakları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarını açıkça çiğneyerek, toplu iş sözleşmesi yetkilerini vermemiş, “ya bu yasayı kabul edin ya da yetkilerinizi vermem” diyerek işçi sendikalarını “ölümü göstererek sıtmaya razı etme”yi amaçlamıştır.

 

Konfederasyonumuz DİSK, iddia edilen mutabakata esastan karşıdır çünkü Meclis’te görüşülmeyi bekleyen Yasa Tasarısı üzerinde mutabakat sağlanabilecek bir içeriğe sahip değildir. Söz konusu Yasa Tasarısı, 12 Eylül mirası sendikal mevzuatın özünü değiştirmemektedir, sendikal hak ve özgürlükleri geliştirmemektedir, yasak ve barajları kaldırmamaktadır. Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı, Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu ILO Sözleşmeleri’ne açıkça aykırıdır ve uluslararası standartların altındadır.

 

AKP hükümeti, sendikal alanda, 12 Eylül hukukunu birkaç makyajla yeniden önümüze koymuştur. Hükümet, toplu iş sözleşmesi yetkilerini vermeyerek yetki sorununu sendikaların üzerinde “Demoklesin Kılıcı” gibi sallamıştır. Çirkin bir tezgâh planlanmış, DİSK’in tüm itirazlarına ve katılım göstermemesine rağmen, bu Ali Cengiz oyunu “mutabakat” gibi sunulmuştur. Bu da yetmezmiş gibi, bu demokrasi ayıbı, işçilerin gasp edilen toplusözleşme hakkının koşullu biçimde kullandırılması, basına “işçilere müjde” şeklinde yansımıştır.

 

Değerli basın mensupları,

 

Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesi, sendikal örgütlenmeye ağır darbe vurmuştur. Darbenin mirası sendikal mevzuat, yeni liberal politikalar ve sendikal hak ihlalleri neticesinde, Türkiye’de sendikal örgütlenme her geçen gün erimektedir. 1988 yılında toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısı 1.591.360 iken, bu rakam 2010 yılına gelindiğinde 805.525’e düşmüş, aynı dönemde toplam ücretli sayısı 7.170.000’den 13.762.000’e çıkmıştır. Bir başka deyişle ücretli sayısı iki katına çıkarken, sendikal haklardan yararlanan işçi sayısı yarıya düşmüş, sendikalaşma oranı son 20 yılda yüzde 22’den yüzde 5,9’a gerilemiştir.

 

Dolayısıyla, sendikal hak ve özgürlükleri geliştiren, güvence altına alan bir mevzuata ve bu mevzuatın gerçek anlamda uygulanmasına ihtiyaç vardır. Ancak Meclis’te görüşülmeyi bekleyen Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı, bu ihtiyacı karşılamaktan fersah fersah uzaktır.

 

Bu çerçevede Sendikamızın tarafından hazırlanan, “Türkiye’de Sendikal Örgütlenme: Mevcut Yasalar, İhtiyaçlar ve Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı Üzerine Bir Değerlendirme” başlıklı raporu, ana hatları ile ilginize sunmak istiyorum.

 



 

1)Tasarı Sendikaların Yapı ve İşleyişlerini Yasa İle Ayrıntılı Biçimde Düzenleme Mantığını Sürdürmektedir.

 

ILO normlarına göre sendikaların tüzüklerine bırakılması gereken birçok konu, yasa ile ayrıntılı biçimde düzenlenmektedir. Ayrıca işkolu sendikası dışında her türlü sendikaya izin verilmemektedir.

 

2)Sendikaya Üyelik ve İstifada E-Devlet Uygulamasıyla Yeni Sorunlara Kapı Aralamaktadır.

 

Tasarı ile sendikaya üyelik ve istifada noter şartı kaldırılırken, yerine e-devlet uygulamasına geçilmesi öngörülmektedir. Böylece sendikaya üyelik ve istifada devlet denetimi öngörülüyor. Öte yandan gerekli önlemler alınmadığı takdirde, yeni sorunlara kapı aralanacak. İşverenler, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapacakları bildirimlerle işçilerin işkolunu değiştirebilecek. Böylece işçiler, çalıştıkları işkolundaki sendikalara üye olamayacak ve sendikal haklardan yararlanamayacak. Kayıt dışı çalışan 4 milyona yakın işçi, sendikaya üye olamayacak. Taşeronda hileli bir biçimde çalıştırılan işçilerin, asıl işverenin işkolunda örgütlenmesi engellenecek. İşverenler, hangi işçilerin sendikaya üye olduğunu tespit ederek, işçilerin örgütlenmesini engelleyebilecek.

 

3)Tasarı Sendika Üyeliği ve Sendikal Örgütlenmeye Yeterli Güvence Sağlamamaktadır.

 

Türkiye’de işverenler işçilerin sendikalı olmasını engellemek için her yolu denedikleri gibi sendikalı olan işçileri işten çıkarmaktan çekinmemektedir. Dolayısıyla sendika üyeliği ve sendikal örgütlenmeye etkin ve yeterli bir güvence sağlanması gerekmektedir. Ancak tasarı, mevcut yasaya göre kısmi iyileştirmeler getirse de, sendikalı olma hakkına etkin ve yeterli bir güvence sağlamamaktadır.

 

4)Sendika Seçme Özgürlüğü Etkin ve Yeterli Güvenceye Kavuşturulmamaktadır.

 

İşverenler, işçilerin kendi seçtikleri sendikaya üye olmalarını engellemek için çeşitli yollara başvurmaktadır. Bu nedenle sendika seçme özgürlüğünün etkin ve yeterli bir güvenceye kavuşturulması gerekmektedir. Ancak tasarı, bu konuda yeterli güvence sağlamamaktadır.

 

5) İşkolu Barajı Devam Etmektedir.

 

Sendikaların, toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için aranan işkolu barajı yeni tasarıda da yer almaktadır. ILO’nun yıllardır barajların tümüyle kaldırılması yönündeki tüm uyarılarına rağmen barajlar korunmaktadır.

 

6)İşyeri/İşletme Barajı Devam Etmektedir.

 

Sendikaların, toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için aranan işyeri barajı yeni tasarıda da yer almaktadır. Tasarıya göre işkolu barajını geçen sendikanın, toplu iş sözleşmesi imzalayabilmek için bir işyerinde işçilerin en az yarısını, işletmede ise yüzde 40’ını üye yapması gerekmektedir. ILO’nun yıllardır işyeri barajının tümüyle kaldırılması ve sendikalara üyeleri adına toplu sözleşme yapma hakkının tanınması için yaptığı tüm uyarılara rağmen işyeri barajı uygulaması sürdürülmektedir.

 

7) Yetki İtirazı Sorunu Devam Etmektedir.

 

Türkiye’de işverenler sendikaların yetki almasını engellemek ya da geciktirmek için yasanın kendilerine tanıdığı yetki itirazı hakkını istismar etmekte ve keyfi bir biçimde kullanmaktadır. Ancak tasarı bu konuda herhangi bir önlem öngörmeyerek, işverenler için yetki itirazı hakkını sürdürmektedir. Böylece işverenlere dün olduğu gibi bugün de keyfi yetki itirazları ile toplu sözleşmeyi geciktirme/engelleme hakkı tanınmaktadır.

 

8)İşkolu Düzeyinde Toplu Sözleşme Engellenmektedir.

 

Tasarı işkolu düzeyinde toplu iş sözleşmesi yapılmasına ilişkin bir “çerçeve sözleşme” tanımı yapmaktadır. Ancak tasarı çerçeve sözleşmenin içeriğini kısıtlayarak, işkolu düzeyinde yapılacak toplu sözleşmelerde, bir toplu iş sözleşmesinin olmazsa olmazları olan çalışma koşulları, ücret ve sosyal haklara ilişkin düzenlemeler olmasını yasaklamaktadır. Böylece tasarı, işkolu düzeyinde toplu pazarlık yapılmasına engel olmaktadır.

 

9)Zorunlu Arabuluculuk Mekanizması Sürdürülmektedir.

 

ILO normlarına göre tümüyle ihtiyari, yani gönüllülük temelinde olması gereken arabuluculuk mekanizmasına ilişkin mevcut zorunluluk, tasarı ile sürdürülmektedir.

 

10)Farklı Grev Türlerinin Yasaklanması Sorunu Sürmektedir.

 

Mevcut yasada olduğu üzere, tasarıda da, toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamadığı takdirde yapılacak grev dışındaki tüm grev türleri; genel grev, hak grevi ve dayanışma grevi üzerindeki yasaklar sürmektedir.

 

11)Grev Yasakları Sorunu Sürmektedir.

 

Tasarıda, grev yasağı kapsamındaki işleri geniş bir biçimde tanımlanmakta, birçok iş ve işyerinde grev yapılabilmesi yasaklanmaktadır. Hava işkoluna getirilen grev yasağı örneğinde de görüldüğü üzere, grev hakkına güvence getirilmemektedir.

 

12)Yüksek Hakem Kurulu Sorunu Sürmektedir.

 

Tasarı, Yüksek Hakem Kurulu’nun mevcut yasadaki kompozisyonunu sürdürmekte, Yüksek Hakem Kurulu’nun toplu sözleşme özerkliğine aykırı kararlar almaması için herhangi bir koruma getirmemektedir.

 

13)Grev Kararının Alınması ve Uygulanmasına İlişkin Sorunlar Sürmektedir.

 

Tasarı, bir sendikanın grev kararı alabilmesi ve uygulayabilmesi için aranan koşulları sürdürmekte, grev hakkının etkin biçimde kullanılmasını engellemektedir. Öte yandan tasarı ile “grev oylaması”na ilişkin değişikliğe gidilmekte, grev yapılabilmesi için grev oylamasına katılan işçilerin yarısından fazlasının “evet” oyu vermesi koşulu getirilmekte, böylece işverenlere işçilere baskı yaparak grev yapılmasını engelleme olanağı tanınmaktadır.

 

14)Grev Ertelemesi ve Grev Hakkının Kötüye Kullanılması Sorunu Sürmektedir.

 

Mevcut yasada olduğu gibi tasarıda da, Bakanlar Kurulu’na grev erteleme yetkisi tanınmakta, grev hakkının iyi niyet kurallarına aykırı tarzda toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanıldığı gerekçesiyle mahkemelere grevi durdurma yetkisi vermemektedir. Muğlak, sübjektif gerekçelerle grevin durdurulmasına olanak tanınmaya ve grev hakkının Bakanlar Kurulu tarafından engellenmesine devam edilmektedir.

 

15)Toplu Sözleşmenin İçeriği ve Uygulanmasına İlişkin Sorunlar Sürmektedir.

 

Tasarı, toplu iş sözleşmelerinin içeriğinin özgürce belirlenmesine ilişkin mevcut kısıtlamaları kaldırmamakta, toplu sözleşmenin uygulanmaması halinde yeterli yaptırım öngörmemektedir.

 

Özetle ifade etmek gerekirse, Meclis’te görüşülmeyi bekleyen ve üzerinde mutabakat sağlandığı iddia edilen Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı, 12 Eylül mirası sendikal mevzuatı birkaç makyajla yeniden önümüze koymaktadır. Tasarı, Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu başta ILO’nun 87 ve 98 Sayılı Sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Tasarı, Türkiye’de dibe vurmakta olan sendikal örgütlenmenin gelişmesine olanak sağlayacak bir yapıdan uzaktır. Yasakçı mantığı korumakta, barajları sürdürmektedir. Sendikal hak ve özgürlükleri geliştirmemekte, hatta daha da geriye götürebilecek hükümler içermektedir.

 

Öte yandan, tasarının yasalaşması ve ilk 4 yıl yüzde 1, sonraki 2 yıl yüzde 2 ve ardından yüzde 3 işkolu barajının uygulanması ile birlikte, hali hazırda toplu iş sözleşmesi imzalayan birçok sendika, barajın altında kalacaktır. Zaten oldukça sınırlı olan toplu sözleşme düzeyi daha da gerileyecektir. ILO normları ve ILO’nun uyarıları doğrultusunda tümüyle kaldırılması gereken barajlar sürdürülerek, Türkiye’de sendikal örgütlenmeye bir darbe daha vurulacaktır.

 

Bu haliyle Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı’na onay vermek, bu tasarı üzerinde mutabakata varmak, işçi sınıfına ihanetten başka bir şey değildir.

 

Talebimiz açık ve nettir. Asgari olarak ILO sözleşmeleri, norm ve standartları ile uyumlu, yasaksız-barajsız bir sendikal mevzuat istiyoruz, sendikalaşma, toplu pazarlık ve grev hakkının gerçek anlamda güvenceye kavuşturulmasını talep ediyoruz. Bu taleplerimiz ışığında her türlü mücadeleyi yürütmekten geri durmayacağımızı da ilan ediyoruz.

 

Metin EBETÜRK

 

Sosyal-İş Sendikası Genel Başkanı

 

 

26.09.2012

TÜRKİYE’DE SENDİKAL ÖRGÜTLENME: MEVCUT YASALAR, İHTİYAÇLAR VE TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ YASA TASARISI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME”

Değerli basın mensupları,

Geçtiğimiz hafta, bazı işçi ve işveren sendikaları konfederasyonları ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in Başbakan ile yaptığı görüşmenin ardından, Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı üzerinde mutabakat sağlandığı yönünde açıklamalar yapıldı.

Konfederasyonumuz DİSK, bu toplantıya katılmamıştır ve varıldığı iddia edilen mutabakata hem usulden hem esastan karşıdır. Usulden karşıdır çünkü AKP hükümeti evrensel sendikal hakları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarını açıkça çiğneyerek, toplu iş sözleşmesi yetkilerini vermemiş, “ya bu yasayı kabul edin ya da yetkilerinizi vermem” diyerek işçi sendikalarını “ölümü göstererek sıtmaya razı etme”yi amaçlamıştır.

Konfederasyonumuz DİSK, iddia edilen mutabakata esastan karşıdır çünkü Meclis’te görüşülmeyi bekleyen Yasa Tasarısı üzerinde mutabakat sağlanabilecek bir içeriğe sahip değildir. Söz konusu Yasa Tasarısı, 12 Eylül mirası sendikal mevzuatın özünü değiştirmemektedir, sendikal hak ve özgürlükleri geliştirmemektedir, yasak ve barajları kaldırmamaktadır. Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı, Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu ILO Sözleşmeleri’ne açıkça aykırıdır ve uluslararası standartların altındadır.

AKP hükümeti, sendikal alanda, 12 Eylül hukukunu birkaç makyajla yeniden önümüze koymuştur. Hükümet, toplu iş sözleşmesi yetkilerini vermeyerek yetki sorununu sendikaların üzerinde “Demoklesin Kılıcı” gibi sallamıştır. Çirkin bir tezgâh planlanmış, DİSK’in tüm itirazlarına ve katılım göstermemesine rağmen, bu Ali Cengiz oyunu “mutabakat” gibi sunulmuştur. Bu da yetmezmiş gibi, bu demokrasi ayıbı, işçilerin gasp edilen toplusözleşme hakkının koşullu biçimde kullandırılması, basına “işçilere müjde” şeklinde yansımıştır.

Değerli basın mensupları,

Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesi, sendikal örgütlenmeye ağır darbe vurmuştur. Darbenin mirası sendikal mevzuat, yeni liberal politikalar ve sendikal hak ihlalleri neticesinde, Türkiye’de sendikal örgütlenme her geçen gün erimektedir. 1988 yılında toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısı 1.591.360 iken, bu rakam 2010 yılına gelindiğinde 805.525’e düşmüş, aynı dönemde toplam ücretli sayısı 7.170.000’den 13.762.000’e çıkmıştır. Bir başka deyişle ücretli sayısı iki katına çıkarken, sendikal haklardan yararlanan işçi sayısı yarıya düşmüş, sendikalaşma oranı son 20 yılda yüzde 22’den yüzde 5,9’a gerilemiştir.

Dolayısıyla, sendikal hak ve özgürlükleri geliştiren, güvence altına alan bir mevzuata ve bu mevzuatın gerçek anlamda uygulanmasına ihtiyaç vardır. Ancak Meclis’te görüşülmeyi bekleyen Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı, bu ihtiyacı karşılamaktan fersah fersah uzaktır.

Bu çerçevede Sendikamızın tarafından hazırlanan, “Türkiye’de Sendikal Örgütlenme: Mevcut Yasalar, İhtiyaçlar ve Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı Üzerine Bir Değerlendirme” başlıklı raporu, ana hatları ile ilginize sunmak istiyorum.



1)Tasarı Sendikaların Yapı ve İşleyişlerini Yasa İle Ayrıntılı Biçimde Düzenleme Mantığını Sürdürmektedir.

ILO normlarına göre sendikaların tüzüklerine bırakılması gereken birçok konu, yasa ile ayrıntılı biçimde düzenlenmektedir. Ayrıca işkolu sendikası dışında her türlü sendikaya izin verilmemektedir.

2)Sendikaya Üyelik ve İstifada E-Devlet Uygulamasıyla Yeni Sorunlara Kapı Aralamaktadır.

Tasarı ile sendikaya üyelik ve istifada noter şartı kaldırılırken, yerine e-devlet uygulamasına geçilmesi öngörülmektedir. Böylece sendikaya üyelik ve istifada devlet denetimi öngörülüyor. Öte yandan gerekli önlemler alınmadığı takdirde, yeni sorunlara kapı aralanacak. İşverenler, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapacakları bildirimlerle işçilerin işkolunu değiştirebilecek. Böylece işçiler, çalıştıkları işkolundaki sendikalara üye olamayacak ve sendikal haklardan yararlanamayacak. Kayıt dışı çalışan 4 milyona yakın işçi, sendikaya üye olamayacak. Taşeronda hileli bir biçimde çalıştırılan işçilerin, asıl işverenin işkolunda örgütlenmesi engellenecek. İşverenler, hangi işçilerin sendikaya üye olduğunu tespit ederek, işçilerin örgütlenmesini engelleyebilecek.

3)Tasarı Sendika Üyeliği ve Sendikal Örgütlenmeye Yeterli Güvence Sağlamamaktadır.

Türkiye’de işverenler işçilerin sendikalı olmasını engellemek için her yolu denedikleri gibi sendikalı olan işçileri işten çıkarmaktan çekinmemektedir. Dolayısıyla sendika üyeliği ve sendikal örgütlenmeye etkin ve yeterli bir güvence sağlanması gerekmektedir. Ancak tasarı, mevcut yasaya göre kısmi iyileştirmeler getirse de, sendikalı olma hakkına etkin ve yeterli bir güvence sağlamamaktadır.

4)Sendika Seçme Özgürlüğü Etkin ve Yeterli Güvenceye Kavuşturulmamaktadır.

İşverenler, işçilerin kendi seçtikleri sendikaya üye olmalarını engellemek için çeşitli yollara başvurmaktadır. Bu nedenle sendika seçme özgürlüğünün etkin ve yeterli bir güvenceye kavuşturulması gerekmektedir. Ancak tasarı, bu konuda yeterli güvence sağlamamaktadır.

5) İşkolu Barajı Devam Etmektedir.

Sendikaların, toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için aranan işkolu barajı yeni tasarıda da yer almaktadır. ILO’nun yıllardır barajların tümüyle kaldırılması yönündeki tüm uyarılarına rağmen barajlar korunmaktadır.

6)İşyeri/İşletme Barajı Devam Etmektedir.

Sendikaların, toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için aranan işyeri barajı yeni tasarıda da yer almaktadır. Tasarıya göre işkolu barajını geçen sendikanın, toplu iş sözleşmesi imzalayabilmek için bir işyerinde işçilerin en az yarısını, işletmede ise yüzde 40’ını üye yapması gerekmektedir. ILO’nun yıllardır işyeri barajının tümüyle kaldırılması ve sendikalara üyeleri adına toplu sözleşme yapma hakkının tanınması için yaptığı tüm uyarılara rağmen işyeri barajı uygulaması sürdürülmektedir.

7) Yetki İtirazı Sorunu Devam Etmektedir.

Türkiye’de işverenler sendikaların yetki almasını engellemek ya da geciktirmek için yasanın kendilerine tanıdığı yetki itirazı hakkını istismar etmekte ve keyfi bir biçimde kullanmaktadır. Ancak tasarı bu konuda herhangi bir önlem öngörmeyerek, işverenler için yetki itirazı hakkını sürdürmektedir. Böylece işverenlere dün olduğu gibi bugün de keyfi yetki itirazları ile toplu sözleşmeyi geciktirme/engelleme hakkı tanınmaktadır.

8)İşkolu Düzeyinde Toplu Sözleşme Engellenmektedir.

Tasarı işkolu düzeyinde toplu iş sözleşmesi yapılmasına ilişkin bir “çerçeve sözleşme” tanımı yapmaktadır. Ancak tasarı çerçeve sözleşmenin içeriğini kısıtlayarak, işkolu düzeyinde yapılacak toplu sözleşmelerde, bir toplu iş sözleşmesinin olmazsa olmazları olan çalışma koşulları, ücret ve sosyal haklara ilişkin düzenlemeler olmasını yasaklamaktadır. Böylece tasarı, işkolu düzeyinde toplu pazarlık yapılmasına engel olmaktadır.

9)Zorunlu Arabuluculuk Mekanizması Sürdürülmektedir.

ILO normlarına göre tümüyle ihtiyari, yani gönüllülük temelinde olması gereken arabuluculuk mekanizmasına ilişkin mevcut zorunluluk, tasarı ile sürdürülmektedir.

10)Farklı Grev Türlerinin Yasaklanması Sorunu Sürmektedir.

Mevcut yasada olduğu üzere, tasarıda da, toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamadığı takdirde yapılacak grev dışındaki tüm grev türleri; genel grev, hak grevi ve dayanışma grevi üzerindeki yasaklar sürmektedir.

11)Grev Yasakları Sorunu Sürmektedir.

Tasarıda, grev yasağı kapsamındaki işleri geniş bir biçimde tanımlanmakta, birçok iş ve işyerinde grev yapılabilmesi yasaklanmaktadır. Hava işkoluna getirilen grev yasağı örneğinde de görüldüğü üzere, grev hakkına güvence getirilmemektedir.

12)Yüksek Hakem Kurulu Sorunu Sürmektedir.

Tasarı, Yüksek Hakem Kurulu’nun mevcut yasadaki kompozisyonunu sürdürmekte, Yüksek Hakem Kurulu’nun toplu sözleşme özerkliğine aykırı kararlar almaması için herhangi bir koruma getirmemektedir.

13)Grev Kararının Alınması ve Uygulanmasına İlişkin Sorunlar Sürmektedir.

Tasarı, bir sendikanın grev kararı alabilmesi ve uygulayabilmesi için aranan koşulları sürdürmekte, grev hakkının etkin biçimde kullanılmasını engellemektedir. Öte yandan tasarı ile “grev oylaması”na ilişkin değişikliğe gidilmekte, grev yapılabilmesi için grev oylamasına katılan işçilerin yarısından fazlasının “evet” oyu vermesi koşulu getirilmekte, böylece işverenlere işçilere baskı yaparak grev yapılmasını engelleme olanağı tanınmaktadır.

14)Grev Ertelemesi ve Grev Hakkının Kötüye Kullanılması Sorunu Sürmektedir.

Mevcut yasada olduğu gibi tasarıda da, Bakanlar Kurulu’na grev erteleme yetkisi tanınmakta, grev hakkının iyi niyet kurallarına aykırı tarzda toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanıldığı gerekçesiyle mahkemelere grevi durdurma yetkisi vermemektedir. Muğlak, sübjektif gerekçelerle grevin durdurulmasına olanak tanınmaya ve grev hakkının Bakanlar Kurulu tarafından engellenmesine devam edilmektedir.

15)Toplu Sözleşmenin İçeriği ve Uygulanmasına İlişkin Sorunlar Sürmektedir.

Tasarı, toplu iş sözleşmelerinin içeriğinin özgürce belirlenmesine ilişkin mevcut kısıtlamaları kaldırmamakta, toplu sözleşmenin uygulanmaması halinde yeterli yaptırım öngörmemektedir.

Özetle ifade etmek gerekirse, Meclis’te görüşülmeyi bekleyen ve üzerinde mutabakat sağlandığı iddia edilen Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı, 12 Eylül mirası sendikal mevzuatı birkaç makyajla yeniden önümüze koymaktadır. Tasarı, Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu başta ILO’nun 87 ve 98 Sayılı Sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Tasarı, Türkiye’de dibe vurmakta olan sendikal örgütlenmenin gelişmesine olanak sağlayacak bir yapıdan uzaktır. Yasakçı mantığı korumakta, barajları sürdürmektedir. Sendikal hak ve özgürlükleri geliştirmemekte, hatta daha da geriye götürebilecek hükümler içermektedir.

Öte yandan, tasarının yasalaşması ve ilk 4 yıl yüzde 1, sonraki 2 yıl yüzde 2 ve ardından yüzde 3 işkolu barajının uygulanması ile birlikte, hali hazırda toplu iş sözleşmesi imzalayan birçok sendika, barajın altında kalacaktır. Zaten oldukça sınırlı olan toplu sözleşme düzeyi daha da gerileyecektir. ILO normları ve ILO’nun uyarıları doğrultusunda tümüyle kaldırılması gereken barajlar sürdürülerek, Türkiye’de sendikal örgütlenmeye bir darbe daha vurulacaktır.

Bu haliyle Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı’na onay vermek, bu tasarı üzerinde mutabakata varmak, işçi sınıfına ihanetten başka bir şey değildir.

Talebimiz açık ve nettir. Asgari olarak ILO sözleşmeleri, norm ve standartları ile uyumlu, yasaksız-barajsız bir sendikal mevzuat istiyoruz, sendikalaşma, toplu pazarlık ve grev hakkının gerçek anlamda güvenceye kavuşturulmasını talep ediyoruz. Bu taleplerimiz ışığında her türlü mücadeleyi yürütmekten geri durmayacağımızı da ilan ediyoruz.

Metin EBETÜRK

Sosyal-İş Sendikası Genel Başkanı

Paylaş