Bilgi Üniversitesi'nde oturma eylemi başladı

Paylaş

İşten atılmalara ve sendikal özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı sendikamız İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde oturma eylemi başlattı. Eylemin öncesinde Genel Yönetim Kurulumuzun yazılı açıklaması okundu.

Eylemde okunan açıklamanın tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.


   Bilgi Üniversitesi'nde oturma eylemi başladı

 


04.09.2012

Değerli İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları, değerli dostlarımız,

Değerli basın mensupları,

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yıllardır destek personeli olarak hizmet veren 13 işçi, yaklaşık 10 gün önce “Dolapdere Kampüsü’ndeki bir binanın hizmet dışı kalacak olması ve bunun neden olacağı küçülme” gerekçe gösterilerek işten çıkarıldı.

Bunun üzerine, işten çıkarmaların keyfi ve hukuka aykırı olduğunu, destek personelin binalara değil insanlara hizmet verdiğini, Üniversite’deki hizmet birimlerinin ve hizmet sunulan insanların sayısının azalmak bir yana arttığını kamuoyu ile paylaştık. Üniversite yönetimine bir an önce işten çıkarılan işçilerin işe geri alınması çağrısında bulunduk. Ancak Üniversite Yönetimi çağrımıza yanıt vermediği gibi son bir haftada 10’a yakın personeli daha işten çıkardı. İşten çıkarmaların devam etmesi de bekleniyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim gören öğrenci sayısı yalnızca son iki yılda 1.150 kişilik yani yüzde 15’lik bir artış gösterdi. Bu yıl yeni kayıt olanlarla birlikte bu sayı daha da çok artacak. Ancak üniversitede, sağlıklı, üretken ve güvenli koşullarda, eğitim, öğretim, araştırma ve bilimsel faaliyetlerin yürütülebilmesinin altyapısını hazırlayan destek personel sayısı artmak bir yana, işten çıkarmalarla birlikte daha da azalıyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde bir işçi kıyımı yaşanıyor. İşçileri, işsizliğin kucağına bırakan bu kıyım, öğrencilere, akademik ve idari personele daha olumsuz, sağlıksız ve güvensiz bir çalışma ve eğitim öğretim ortamı olarak geri dönüyor.

Geçtiğimiz yıl akademik personelde yaşanan işten çıkarma furyası, bugün destek personel ile devam ediyor. Yeni öğretim yılına, öğretim üyesinden, araştırma görevlisine, idari personelinden destek personeline kadar tüm İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları, “acaba yarın sıra bana da gelecek mi” diye sorarak giriyor.

Yalnızca İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde değil Türkiye’deki tüm vakıf üniversitelerinde, iş güvencesinden ve sendikal örgütlenmeden yoksun bir biçimde çalışan on binlerce akademik, idari ve destek personel, yeni eğitim yılını yeni kaygılarla karşılıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi başta olmak üzere, vakıf üniversitelerinde giderek hızlanan “ticarileşme” süreci, vakıf üniversiteleri çalışanlarını canından bezdiriyor.

Değerli basın mensupları, değerli Bilgi çalışanları, değerli dostlar,

Bugünlerde İstanbul Bilgi Üniversitesi, “Bilgi’yle hayat başlasın” sloganı ile yeni öğrencilerini karşılıyor. Biz de bugün, “Bilgi’yle direniş başlasın” diyerek, işten çıkarılan işçilerin işe geri alınması, işten çıkarılmaların son bulması ve sendikal haklara saygı gösterilmesi talebiyle, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde direnişimizi başlatıyoruz. Basın açıklamamızın ardından oturma eylemimize başlıyoruz.

Yalnızca İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde değil, tüm vakıf üniversitelerinde yaşanan ticarileşme-güvencesizleşme sürecine karşı ses çıkarıyoruz. Sayıları 50’yi geçen vakıf üniversitelerinde çalışan, gelişmelerden kaygı duyan, üniversitelerin ticari değil bilimsel kaygılarla faaliyet göstermesini isteyen on binlerce bilim insanı ve emekçi adına, Türkiye’de sendikal örgütlenmenin mevcut olduğu tek vakıf üniversitesi olan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden sesimizi yükseltiyoruz.

Başta üniversite camiası olmak üzere tüm emek dostlarını, sesimize ses vermeye, sesimizi hep birlikte çoğaltmaya davet ediyoruz.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde devam eden kıyım ve ticarileşme sürecini hep birlikte durdurabileceğimize inanıyoruz. 2010 yılında başladığımız, tüm baskı ve engellemelere kadar bugünlere taşıdığımız sendikalaşma sürecini başarıya ulaştırarak, bu süreci durdurabileceğimizi biliyoruz.

Tüm Bilgi çalışanlarını sendikalı, toplu iş sözleşmeli, güvenceli, sağlıklı ve bilimsel bir Üniversite ortamını hep birlikte inşa etmek için birlik olmaya çağırıyoruz.

Bir hafta önce işten çıkarılanların geri alınması çağrısını yönelttiğimiz ancak çağrımıza yanıt vermediği gibi işten çıkarmalara devam eden Üniversite yönetimine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Bilgi’de işten çıkarılanlar işe geri alınıncaya kadar, işçi kıyımına son verilinceye kadar, sendikal haklarımıza saygı gösterilene kadar direnişimizi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Üniversite yönetimine 2010 yılında üç arkadaşımızı işten çıkardıklarında gerçekleştirdiğimiz 82 günlük mücadelemizi anımsatıyoruz.

Değerli Basın Mensupları,

İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetimi işten çıkarma gerekçesini “küçülme” olarak gerekçelendirmektedir. Üniversitenin gerek fiziki gerekse de insan kapasitesi olarak küçülmediğini hepimiz biliyoruz. Eğer burada küçülen bir şey varsa o da, üniversitenin değerleri ve Bilgi Üniversitesi’ni bu duruma sürükleyen yönetim anlayışıdır.

Çünkü İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde işten çıkarılan arkadaşlarımız, aylardır Santral Kampüs’te yeni açılan binaya görevleri olmadığı halde malzeme taşımış, taşıma işlerinin tüm yükünü çekmiş ancak işten çıkarılarak ödüllendirilmiştir. Çünkü İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaz tatili devam ederken işten çıkarmalar gerçekleştirilmiş, “sessiz, sedasız” bir operasyon yürütülmüştür. Çünkü İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde işten çıkarılan işçilerden biri, emekliliğine 8 ay kala kapının önüne konulmuştur. Çünkü İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde bahçıvan olarak görev yapan bir işçi, “Kuştepe’deki çimleri sulamak üzere” Kuştepe kampüsüne gönderildiğinde, işten çıkarılma kararını tebliğ almıştır. Çünkü yıllarını Bilgi’ye veren işçilerle adeta alay edilmiştir. Küçülme, üniversitenin hizmet binalarının yer değişmesi değil, budur, bunlardır.

Son olarak İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin “okul için değil yaşam için öğrenmeliyiz” ilkesi ile yola çıktığını, bu ilkenin ancak ve ancak “kar için değil insanlık için, doğa için bilgi üreten” bir Üniversitede mümkün olacağını, Üniversite yönetimine hatırlatıyoruz.

Yaşasın haklı ve onurlu mücadelemiz!

Binaya değil insana destek!

Bilgi’yle direniş başlasın!

Sosyal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu

Paylaş