Açıklama: Bilgi Üniversitesi'nde işten çıkarmalar

Paylaş

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde 9'u sendikamız üyesi 13 destek personelinin işten çıkarılması üzerine sendikamız, 28 Ağustos 2012 tarihinde Dolapdere Kampüsü'nde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Eylemde okunan açıklamanın tam metnine ulaşmak için lüften aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız

 

   Bilgi Üniversitesi'nde işten çıkarmalar

 


28.08.2012

Değerli basın mensupları,

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde son yıllarda yaşanan işten çıkarmalara bir yenisi daha eklenmiştir. 24 Ağustos 2012 Cuma günü İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde destek personeli olarak çalışan 13 kişiye "iş akitlerinin tek taraflı olarak fesh edildiği" bildirilmiştir. İşten çıkarılanların dokuzu Sendikamız üyesidir. Önümüzdeki günlerde bu sayının daha da artabileceği söylenmektedir.

 

Bu uygulamaya gerekçe olarak Dolapdere kampüsündeki bir binanın hizmet dışı kalacak olması ve bunun neden olacağı küçülme gösterilmektedir. Hizmet verilecek "metrekare" azaldığı için, personel azaltmanın makul ve gerekli olduğu ileri sürülmektedir.

 

Personel azaltması için ileri sürülen gerekçe sağduyudan yoksun bir göz boyamadan ibarettir. Öncelikle, hizmet verilecek toplam metrekarede bir azalma olduğu iddiası izaha muhtaçtır. Kuştepe’deki tüm idari birimler, Santral Kampüsünde yeni hizmete alınan Çağdaş Sanat Müzesi’ne (ÇSM) taşınmıştır ve orada hizmet vermeye devam edecektir. ÇSM’nin galeri kısımları da derslik haline getirilerek aslında Santral Kampüsü’ne iki binalık alan eklenmiştir.

 

Kaldı ki destek hizmetlerinde çalışanlar, binalara değil, o binalarda çalışan, ders veren ve öğrenim gören insanlara "destek" vermekte, onların temizlik, ses ve görüntü hizmetleri ile güvenlik gibi ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Destek personelin iş yükünü tanımlayan şey, içinde hizmet sundukları alanın genişliği değil, kendilerine destek oldukları insanların sayısıdır. Bu anlamda İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin faaliyetlerinde, öğrenci, hoca ve idari personel sayısında bir daralma değil, tam tersine bir artış ve genişleme söz konusudur.

 

Dolayısıyla Dolapdere Kampüsündeki bir binanın kapanması gerekçesi ile personel azaltmasına gitmek, sadece işten çıkartılan arkadaşlarımıza değil, İstanbul Bilgi Üniversitesinde çalışmaya ve öğrenim görmeye devam edecek herkes için büyük bir haksızlığa işaret etmektedir.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde çalışmaya devam eden destek personel açısından bakıldığında, bu uygulama, önümüzdeki dönemde, daha çok işin, daha az sayıda personel ile yürütüleceği anlamına gelir. Bu da, işten çıkartılmayan destek personelin, emekleri karşılığında aldıkları ücretin fiilen düşürülmesi demektir.

 

İdari ve akademik personel açısından bakıldığında ise, kendilerine temizlik, ses, görüntü ve güvenlik gibi ihtiyaçları konusunda destek olan insanların sayısının azalması, idari ve akademik personelin iş yükünün artıracağı gibi çalışma ortamında da olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Öğrenciler açısından ise eğitim ortamında bir kötüleşme söz konusu olacaktır. Sonuç olarak, bu uygulama, 13 kişiyi işinden edeceği gibi, idari ve akademik personel ile öğrencileri de olumsuz yönde etkileyecektir.

 

Öte yandan, geçtiğimiz yıl akademik personelle başlayan işten çıkarma furyasının destek personelle devam etmesi ve üniversitede iş güvencesinin giderek yok edilmesi, bir bütün olarak İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanlarında kaygı uyandırmaktadır. Öğretim üyesinden, araştırma görevlisine, idari personelinden destek personeline kadar tüm çalışanların, “acaba yarın sıra bana da gelecek mi” diye sorduğu bir ortamda, gerek bilimsel üretim gerekse eğitim öğretim faaliyetlerinin sağlıklı bir biçimde yürütülmesi mümkün değildir.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaşanan bu sürecin, “bilanço”lara nasıl yansıyacağını bilmiyoruz. Ancak bu süreçten, çalışanından öğrencisine, araştırma ortamından eğitim kalitesine, bir bütün olarak İstanbul Bilgi Üniversitesi zarar görmektedir. Bir üniversitenin kar ya da zararını muhasebe defterinden ölçmek yanılgısına düşmeyen herkes için bu gerçek açık seçik ortadadır.

 

İşten çıkartılan çalışanlar yıllardır Bilgi Üniversitesine emek vermektedir. Önemli bir kısmı da Sendikamızın üyesi, sendikal mücadelemizde ön saflarda yer almış aktivistlerimizdir. Bu arkadaşlarımızın, akla ve mantığa sığmayan, sağduyudan yoksun, akademik etik ile hiç bir ilgisi olmayan ve ancak ticari bir kar hırsı ile açıklanabilecek hukuk dışı gerekçelerle işten çıkartılması, aynı zamanda sendikal örgütlenme özgürlüğümüze vurulmaya çalışılan bir darbedir.

 

Değerli basın mensupları,

 

Üniversite yönetiminin işten çıkarma kararının zamanlaması ayrıca düşündürücüdür.

 

İşten çıkarmalar için üniversitenin akademik-idari personelin büyük bölümünün izinde olduğu, öğrencilerin tatilde olduğu bir dönem seçilmiştir. Amaç bellidir; üniversite yönetimi sessiz sedasız bu kararı uygulamak istemiştir.  İşten çıkarılan arkadaşlarımız, aylardır santral Kampüs’te yeni açılan binaya görevleri olmadığı halde malzeme taşımış, taşınma işlerinin tüm yükünü çekmişlerdir. Bu taşınma işlerinin büyük ölçüde tamamlanmasının ardından üniversite yönetiminin onlara verdikleri ödül ise kapıyı göstermek olmuştur.

 

Bizler bilmekteyiz ki, bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaşanan bu işten çıkarmalar Vakıf Üniversitelerinde son dönem yaşanan gelişmelerden bağımsız değildir. Eğitim ve öğretim kurumları olarak faaliyet göstermesi, bilimsel bilginin üretim alanları olması gereken üniversiteler, bugün ticari kaygılarının, daha çok para kazanma ve kar hırsının cenderesine sokulmaktadır. Bu cenderenin ilk kurbanları akademik-idari ve destek personel olmaktadır. Anayasaya göre kamusal bir niteliği ve sorumluluğu olan yükseköğrenimin ticari amaçlarla kendine yön vermesi, tüm toplumun geleceğini de etkilemektedir.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde son yıllarda yaşanılan hak kayıpları, ders ücretlerinin düşürülmesi, 10 aylık sözleşmeli asistan istihdamı, artan ders yükleri ve işten çıkarma uygulamalarının hepsi bu ticarileşme sürecinin bir parçasıdır.

 

Herkes bilmelidir ki; Sendikamız ve Bilgi çalışanları yaşanan bu hak kayıplarına ve işten çıkarmalara karşı mücadele etmeye kararlıdır.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetimine buradan çağrımızdır.

 

İşten çıkarılan 13 arkadaşımız derhal işbaşı yaptırılmalıdır.

Akademik-idari ve destek personele yönelik hak kayıplarına son verilmelidir.

Sendikal örgütlenme özgürlüğü hakkına saygı gösterilmelidir.

 

Değerli Basın emekçileri,

Üniversite yönetiminin çağrımıza kulak vereceğini umut ediyoruz. Üniversitenin tatilde olmasını fırsat bilerek yapılan bu işten çıkarmalar karşısında bugün ilk uyarı eylemimizi yapıyoruz. Üniversite yönetiminin çağrımıza kulak vermemesi, işten atılan arkadaşlarımızın geri alınmaması durumunda Sendikamız ve Bilgi çalışanlarının önümüzdeki haftadan itibaren eylemlerimizin giderek artacağının ve kitleselleşeceğinin bilinmesini istiyoruz.

 

Üniversite yönetiminin, 3-7 Eylül tarihlerinde başlayacak yeni kayıt dönemi için belirlemiş olduğu slogan da ayrıca manidardır. Bilgi Üniversitesi, yeni kayıt olacak öğrencilere “Bilgi’yle Hayat Başlasın” sloganı ile çağrı yapmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, Bilgi’de başlayacak “Hayat”ta çalışanların nefes almaları istenmemektedir. Eğer bu durum değiştirilmez ise, işten çıkarılanlar geri alınmaz ise, üniversitede iş güvencesi sağlanmaz ise bize bu slogana bir ilave yapmaktan başka çare kalmayacaktır:

 

Bilgi’yle direniş başlasın”.

 

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

 

DİSK/Sosyal-İş Sendikası

Paylaş