HAVA İŞKOLUNDAKİ GREV YASAĞI, TOPLU SÖZLEŞME VE GREV HAKKINA VURULMUŞ AĞIR BİR DARBEDİR!

Paylaş

Sendikamız Genel Yönetim Kurulu, Hükümet tarafından getirilen Hava İşkolunda grev yasağını protesto eden yazılı bir açıklama yaptı. 1 Haziran 2012 tarihinde yapılan açıklamada, yaşanan iş bırakma sonrasında çalışanların işine son verilmesi de şiddetle kınanırken Hava-İş ve direnişteki çalışanlara destek ifadeleri kullanıldı.

Açıklamanın tam metnini aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.

 

   HAVA İŞKOLUNDAKİ GREV YASAĞI, TOPLU SÖZLEŞME VE GREV HAKKINA VURULMUŞ AĞIR BİR DARBEDİR!


01.06.2012

BASIN AÇIKLAMASI

HAVA İŞKOLUNDAKİ GREV YASAĞI, TOPLU SÖZLEŞME VE GREV HAKKINA VURULMUŞ AĞIR BİR DARBEDİR!

Hava işkolunda grev yasağı getiren yasa teklifi, çalışma yaşamı ile ilgisi olmayan komisyonlarda görüşülerek, jet hızıyla Meclis Genel Kurulu’nda yasalaştırıldı. 12 Eylül’ün izlerini sileceğini iddia eden AKP hükümeti, 12 Eylül’le getirilen geniş grev yasaklarına bir yenisini ekledi.

Örgütlenme, toplu pazarlık ve grev hakları, ILO’nun 87 ve 98 sayılı Sözleşmeleri ile güvence altına alınmıştır. Bu haklar bir bütündür; biri yoksa tümü eksiktir. ILO’nun yetkili organlarının karar ve tavsiyeleri, hava işkolunda grev yasağının ILO’nun 87 ve 98 sayılı Sözleşmeleri’ne aykırı olduğunu açık seçik ortaya koymaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin altına imza koyduğu ILO Sözleşmeleri, diğer uluslararası sözleşme ve insan hakları belgeleri hiçe sayılarak, göz göre göre temel insan ve işçi hakları ayaklar altına alınmıştır. Bu yasa, Türk Hava Yolları ile Hava-İş Sendikası arasında yürütülen toplu sözleşme görüşmeleri devam ederken çıkarılmış, sendika ve işçilerin toplu pazarlık masasında en büyük gücü olan “grev hakları” ellerinden alınmıştır. Dolayısıyla yalnızca grev hakkı değil, toplu pazarlık hakkı da ihlal edilmiştir. AKP hükümeti, özgür toplu pazarlık düzenine de darbe vurmuştur.

12 Eylül darbecileri, darbenin hemen ardından süre giden grevleri durdurmuş, 12 Eylül mirası 2821 ve 2822 sayılı Yasalar ile yasakçı, baskıcı anlayış pekiştirilmişti. Bugün AKP milletvekillerinin oyları ile kabul edilen bu yasa ile 12 Eylül darbecilerinin grev yasakları arasında hiçbir fark yoktur. Dün, grev hakkı postallar, altında çiğnenirken; bugün yasa marifetiyle iğdiş edilmektedir. Bu yasanın kabul edilmesi için el kaldıran herkes, 12 Eylül darbecileri ile aynı zihniyeti paylaştıklarını gözler önüne sermiştir.

Bu da yetmezmiş gibi hava işkolunda grevi yasaklayan yasa teklifinin Meclis’te görüşüleceği gün en doğal, meşru ve yasal haklarını kullanan, yasa teklifine tepkilerini hizmet üretmeyerek gösteren Hava-İş Sendikası üyelerinden 305 işçi işten atılmaktadır. Hukuka aykırı olan, grev yasağı getiren yasadır. Hava-İş üyelerinin bu eylemi, Anayasa’nın 90. maddesi gereği, ILO sözleşmeleri esas alınacağı için meşru ve yasaldır.

Gerek hava işkolunda getirilen grev yasağı; gerek en temel, doğal, meşru ve yasal haklarını kullanan işçilerin işten atılması, Türkiye’de sendikal hak ve özgürlüklerin geldiği noktayı gözler önüne sermektedir. Bugün “havada” yaşanan bu aymazlık, hak-hukuk tanımazlık, yarın, “iniş izni” dahi istemeksizin, “karadaki” tüm hak ve özgürlükleri yok etmek için harekete geçebilecektir. Havadaki bu yasağın gölgesi, karadaki herkesin üzerindedir!

Dolayısıyla, Hava-İş Sendikası ve üyelerinin haklı mücadelesinin yanında olduğumuzu, Konfederasyonumuz DİSK’in örgütlülüğü içinde her türlü destek ve dayanışmayı göstereceğimizi ilan ederek, emekten yana olan tüm güçleri Hava-İş Sendikası ve üyeleri ile dayanışma içinde olmaya davet ediyoruz.

Sosyal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu

Paylaş