ÇOMÜ'de işten çıkarmalarla ilgili basın açılaması

Paylaş

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde işten çıkarılan üyelerimiz ile ilgili olarak Çanakkale'de açılan işe iade davası sırasında okunan basın açıklamasına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

 

   ÇOMÜ'de işten çıkarmalarla ilgili basın açılaması

 


 

27.01.2012

BASIN AÇIKLAMASI

Değerli basın mensupları,

Değerli Çanakkaleliler,

Bugün Çanakkale Adalet Sarayı önündeyiz.

Çünkü Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi’nde büyük bir hukuksuzluk yaşandı.

Çünkü 36 işçi kara kışın ortasında haksız ve hukuksuz bir biçimde işten çıkarıldı.

Bugün Adalet Sarayı önündeyiz. Dostlarımızla birlikte adalet arıyoruz, hakkımızı arıyoruz.

Değerli dostlar,

Ne oldu Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi’nde, ne oldu ÇOMÜ’de?

ÇOMÜ’de yıllardır taşeron şirket bünyesinde çalışan işçiler, “artık yeter” diyip Sosyal-İş Sendikası’nda örgütlendi ve hakkını aramaya başladı. İşçiler, kağıt üzerinde taşeron şirketin işçisi olarak çalışıyordu. Ancak işçilerin hemen hemen hepsi taşeron şirketin yetkililerinin yüzünü dahi görmemişti. İşçiler, aslında Üniversite’nin kadrolu işçisiymiş gibi çalışıyor, işçilerle ilgili her türlü kararı üniversite veriyor, işçiler emir ve talimatı üniversiteden alıyordu. İşçiler, kağıt üzerinde temizlik işçisiydi ama büyük çoğunluğu büro işlerinde çalışıyordu. Temizlik işçileri ise yalnızca temizlik değil, bahçe işleri, bakım-onarım, yük taşıma, kalorifercilik, teknik hizmetler gibi kendilerine verilen her türlü işi yapıyordu. Sözün özü ÇOMÜ’de muvazaalı yani hileli bir taşeron uygulaması vardı. Eğer bu durum tespit edilir ve kesinleşirse, İş Yasası’nın 2. maddesi gereği işçiler asıl işveren olan ÇOMÜ’nün işçisi haline gelecekti.

Biz de sendika olarak örgütlenme çalışmaları sırasında bu durumu tespit ettik. Örgütlenme çalışmalarımızı ve hazırlıklarımızı tamamlayarak, Çalışma Bakanlığı’na başvurduk. Bakanlık müfettiş gönderdi, müfettişler inceleme yaptı, rapor tuttu ve muvazaalı taşeron ilişkisini tespit etti. Üniversite ise müfettiş raporunu itiraz etti, dava açtı. Dava, devam ediyor.

Peki sonra ne oldu?

Üniversite Rektörlüğü, müfettiş raporu nedeniyle ihalenin geciktiğini iddia etti. İşçiler, işe başlamak için Ocak ayının 20’sine kadar beklemek zorunda kaldı. Bu da yetmedi. Üniversite, basına yaptığı açıklamada “üniversitemiz işçi çıkarmayacak, yeni ihalede işçi sayısı artacak” sözü vermişti. Üniversite iki sözünü de tutmadı. İhalede işçi sayısı artırılmadı. Ayrıca ihaleyi eski taşeron şirket kazanmış olmasına rağmen 36 işçiye işbaşı yaptırılmadı. 36 işçiye işbaşı yaptırılmadığı gibi 40’dan fazla yeni işçi işe alındı. Kara kışın ortasında 36 işçi kapının önüne konuldu.

Çünkü Üniversite Rektörlüğü yaptığı açıklamalarda, gerçekleri aktarmıyor. Kendi ayıbını ve sorumluluğunu örtmek için, sendikamızı ve üyelerini suçlu ilan etmeye çalışıyor. Dahası, künyesi dahi olmayan internet sitelerinde gazetecilik adı altında tetikçilik yapan, ismi cismi belirsiz şahıslar, yalan yanlış bilgi ve yorumlarla Çanakkale kamuoyunu yanıltmaya gayret ediyor.

Ancak Çanakkale halkının, Çanakkale kamuoyunun doğru bir biçimde bilgilenmek hakkıdır. İşte gerçekler:

1) İhalenin gecikmesi ve 36 işçinin işbaşı yaptırılması sorunu ile sendikamızın yaptığı başvuru ve müfettiş incelemesi arasında hiçbir ilişki yoktur. Üniversite Rektörlüğü, müfettiş raporuna itiraz ettiği için rapor kesinleşmemiştir. Ancak Rektörlük, bir yandan rapordaki tespitleri reddederek dava açmakta, bir yandan da rapordaki tespitleri kabul ederek yeniden ihaleye çıkmak zorunda kaldığını, ihalenin geciktiğini iddia etmektedir. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur! Buna kim inanır? Madem müfettiş raporunda yazılanlar doğru, o zaman niye itiraz ettiniz? Kaldı ki itiraz etmeseydiniz, bu sorun çözülecekti. Rapor kesinleşecek, işçiler Üniversite’nin işçisi haline gelecek, yeniden ihaleye çıkmanıza gerek olmayacaktı. Kimse de işsiz kalmayacaktı. Üniversite bugün çeksin itirazını, bugün çözülür sorun. Hal böyle iken, kimse bizi, hakkını arayan bir sendikayı ve üyelerini suçlayamaz. Ayrıca, “temizlik işçisi gözüküp büro işi yapanlar olduğu” için ihale sürecinin uzun sürdüğü ve bazı işçilerin işe çağrılmadığı iddiası da gerçek değildir. Çünkü temizlik işçisi gözüküp temizlik işi yapan işçilerden de işten çıkarılanlar olmuştur.

2) Bugün 36 işçinin işsiz kalmasının tek sorumlusu ÇOMÜ Rektörlüğü ve taşeron şirkettir. ÇOMÜ’de işçiler ilk defa bu Rektörlük döneminde, hem de Rektörlük söz vermesine rağmen işten çıkarılmıştır. Hal böyle iken Rektörlüğün “Bizimle ilgisi yok” demek gibi bir lüksü yoktur. Taşeron şirket, İzmir’de faaliyet göstermektedir. Bugüne kadar taşeron şirketin, işçilerin ücret ve sigorta primlerini yatırmaktan başka işçilerle hiçbir ilişkisi olmamıştır. İşçilerin büyük çoğunluğu, bir şirket yetkilisini dahi hiç görmemiştir. Şirketin sahibi işçileri tanımamaktadır, hangi işçinin nerede çalıştığını, ne yaptığını dahi bilmemektedir. Hal böyle iken, işe başlatılmayan 36 işçinin listesini taşeron şirketin hazırladığına kimse inandıramaz bizi. Birinci derecede sorumluluk ÇOMÜ Rektörlüğü’ndedir. Bizzat Rektör Sedat Laçiner, bu gerçeği taşeron işçilerle yaptığı toplantıda itiraf etmiş, işten çıkarılan işçiler konusunda taşeron şirkete referans olduklarını söylemiştir.

3) Bugün 36 işçinin işe başlatılmaması ile yeni yapılan ihale arasında da hiçbir ilişki yoktur. Çünkü işbaşı yaptırılmayan 36 işçi yerine 40’dan fazla işçi alınmıştır. İhale ile işçi sayısı artmamıştır ancak aynı zamanda azalmamıştır. Sadece 36 işçi yıllardır verdikleri emek hiçe sayılarak kapının önüne konulmuş, yerlerine yeni işçi alınmıştır. 36 işçinin işe başlatılmamasının tek nedeni, işçilere gözdağı vermek, işçilerin örgütlü hak arama mücadelesini baltalamaktır, sendikamızı suçlu ilan etmektir. Öyle ki işçiler arasında üniversitenin taşeronluğuna soyunan birkaç kişi ve adına sendika demeye imtina ettiğimiz bir kurum, işçilere “Sosyal-İş’ten istifa ederseniz, işe başlatılacaksınız” demektedir. Bu da yetmezmiş gibi, Sosyal-İş Sendikası’nın yetkili olduğu ÇOMÜ’de, hem de işçilerin işten atıldığı günlerde, Üniversite Rektörü’nü ziyaret etmekte, işçilerin haklı mücadelesini bölmeye ve zayıflatmaya çalışmaktadır. Sosyal-İş Sendikası burada, mücadele ediyor. Peki siz neredesiniz?

4)Üniversite her fırsatta “Sendika bizimle görüşmedi, bize bilgi vermedi” demektedir. Oysa Sendikamız örgütlenmeye başladığı ilk günden başlayarak her aşamada Üniversite Rektörlüğü ile görüşmüş, muvazaa incelemesi için başvurmadan önce de sonra da Rektörlüğü bilgilendirmiştir. Ayrıca Üniversite’nin birçok yöneticisine konu ile ilgili dosya sunulmuştur. Toplu sözleşme sürecinde de konu gündeme gelmiştir. Son olarak 28 Temmuz ve 29 Temmuz 2011 tarihlerinde yapılan görüşmede, Üniversite Eski Genel Sekreteri Tuncay Gürsen’e muvazaa başvurusu hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Sendikamız 29 Temmuz 2011 tarihli basın açıklamasında da muvazaa başvurusunda bulunduğu kamuoyuna açıklamıştır. Durum budur. Sendikamız her türlü görüşmeyi ve bilgilendirmeyi yapmıştır. Ancak bizi kendileriyle görüşmemekle itham eden Üniversite Rektörlüğü, işten çıkarılan işçilerin durumunu görüşmek için 18 Ocak 2012 tarihindeyaptığımız yazılı görüşme çağrısı ve telefonla yaptığımız sözlü çağrılara yanıt bile vermemiştir. Aynı Rektörlük, ÇOMÜ’de yetkili olan Sosyal-İş Sendikası’nın çağrılarına yanıt vermezken, işçileri temsil konusunda hiçbir yetkisi olmayan bir sendikayı makamında kabul etmekte, bu sendikanın işçilerin haklı mücadelesini sabote etme girişimini açıkça destek vermektedir.

Değerli basın mensupları,

Değerli Çanakkaleliler,

Gerçekler bunlardır. 36 işçi hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, hukuka aykırı ve keyfi bir biçimde işten çıkarılmıştır. Kara kışın ortasında işinden, ekmeğinden olmuştur. Sosyal-İş Sendikası ve üyeleri, bu haksızlığa ve hukuksuzluğa sessiz kalmayacaktır. Birazdan işten çıkarılan üyelerimiz için işe iade davası açacağız ve işe iadenin asıl ve gerçek işveren olan ÇOMÜ’ye yapılmasını talep edeceğiz. Ancak bu basın açıklamamız ve davalarımız, gerçekleştireceğimiz çalışmaların ilkidir. Sosyal-İş Sendikası, işçiler işbaşı yaptırılana kadar bu işin takipçisi olacaktır.

Önümüzdeki günlerde, konuyu ülke gündemine taşımak için elimizden geleni yapacağız. Bu hukuksuzluğu Meclis’e taşıyacağız. Çanakkale milletvekillerine bir dosya sunacağız. Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na başvuruda bulunacağız. Türkiye’deki üniversite kamuoyuna, Türkiye ve Çanakkale’deki siyasi parti, sendika, meslek örgütü, kitle örgütü ve kadın örgütlerinden destek isteyeceğiz. Tüm işçiler işbaşı yapana kadar her türlü eylem ve etkinliği gerçekleştireceğiz.

Ve Çanakkale’de yalnız olmadığımızı biliyoruz. Yalnız olmadığımızı bugün bir kez daha görüyoruz. Çünkü burası herhangi bir yer değil, Çanakkale’dir. Çanakkale, dünya tarihinde haksızlığa karşı en büyük mücadelelerden birini başarıyla vermiştir. Çanakkale, emperyalizme karşı kurtuluş savaşının kazanıldığı yerdir. Bugün de işçi sınıfının ekmeği ve işi, onuru ve geleceği için taşerondan kurtulma mücadelesi veriyoruz. Çünkü taşeron sorunu tüm Türkiye’nin, tüm işçilerin sorunudur. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bakın Çan Termik Santrali’ne. 140 taşeron işçi de 2012 yılı başında işten atıldı. İşte taşeron gerçeği budur. Her yeni yılı “acaba işimden olacak mıyım” diye endişeyle karşılamaktır. İşte bu yüzden taşerondan kurtulma mücadelesi veriyoruz. Biliyor ve görüyoruz ki bu mücadelede, hele de haksızlığa ve zulme karşı destan yazmış Çanakkale topraklarında yalnız değiliz.

Destek veren tüm dostlarımıza teşekkürlerimizi sunarken, bir kez daha Üniversite Rektörlüğü’ne 36 işçinin işe geri alınması için gereken her türlü çalışmayı yapmaya davet ediyor, Çanakkale ve Türkiye kamuoyunu destek vermeye çağırıyoruz.

Yaşasın haklı mücadelemiz.

Taşeronu yeneceğiz, her yerde!

Celal UYAR

Sosyal-İş Sendikası Genel Sekreteri

Paylaş