COVID: İŞYERİNDE ÇALIŞANLARIN KORUNMASI

27 Nisan 2020, Pazartesi 189 Kişi

COVID: İşyerinde çalışanların korunması

Genç işçiler COVID-19’un ekonomik etkilerinden ağır zarar görecek

COVID-19 acil durumu, yaş, gelir veya ülkesine bakmaksızın dünyada hemen hemen herkesi etkiliyor. Öte yandan, özellikle gençler bu krizin ekonomik etkilerinden ağır zarar görecek gibi görünüyor. Bunun beş nedeni var.

Krizler, en kırılgan kesimlere en çok zarar veriyor. Özellikle pandeminin sosyal ve ekonomik etkileri göz önüne alındığında, gençler de kırılgan kesimlerden birini oluşturuyor.

Ekonominin en iyi durumda olduğu zamanlarda dahi, insana yakışır istihdama geçiş yapmak, gençler için büyük bir zorluk oluşturuyor. Virüs salgınından önce, 2019 yılına ait rakamlar , bunu ortaya koyuyor: 25 yaşın altındaki her beş kişiden birisi (dünya çapında toplam 267 milyon genç), Ne Eğitimde ne İstihdamda ne de Öğrenimde (NEET) olarak sınıflandırılıyor.

Genç kadın ve erkeklerin, COVID-19 pandemisinin ekonomik etkilerinden özellikle etkilenecek olmasının beş nedeni var.

Genç çalışanlar, ekonomik daralmalardan, daha yaşlı ve daha deneyimli çalışma arkadaşlarına göre daha fazla etkileniyor. Deneyimlere göre, çalışma süreleri ilk kesilenler veya işten ilk çıkarılanlar genellikle gençler oluyor. Dayanışma ağları ve deneyime sahip olmamaları, insana yakışır iş bulmalarını zorlaştırabiliyor ve gençler sosyal ve hukuki koruması daha az olan çalışma biçimlerine itilebiliyorlar. Genç girişimciler ve gençlik kooperatifleri de benzer sorunlar yaşıyor çünkü ekonominin sıkıntılı olduğu zamanlarda kaynak ve finansman bulmak zorlaşıyor, zorlaşan iş koşullarıyla nasıl başa çıkılacağını bilmiyorlar.

Her dört gençten üçü (özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde), örneğin tarımda veya küçük kafe ve restoranlarda olmak üzere, kayıtdışı ekonomide çalışıyor. Birikimleri çok az olduğu veya hiç olmadığı için, kendilerini tecrit edebilmek için izin almaya güçleri yetmiyor.

Genç çalışanların birçoğu, kısmi zamanlı, geçici işler ve serbest ekonomi (gig ekonomisi) gibi “standart dışı çalışma biçimleri”nde istihdam ediliyor. Bu işlerin ücreti genelde düşük, çalışma saatleri düzensiz, iş güvencesi düşük ve çok az veya sıfır düzeyinde sosyal koruma (ücretli izin, emekli geliri, hastalık izni) sağlıyor. Bu türden çalışma genellikle işsizlik yardımlarına hak kazanamıyor, ve birçok ülkede, bu konuda yardımcı olabilecek işgücü piyasası kurumları, örneğin iş bulma merkezleri gibi, oldukça etkisiz durumda.

Gençler yaygın olarak, COVID-19 pandemisi karşısında özellikle kırılgan olan sektörler ve sanayilerde çalışıyor. 2018 yılında Avrupa Birliği’nde her üç genç çalışandan yaklaşık biri, toptan ve perakende ticaret, konaklama ve yiyecek sektörlerinde (örneğin mağaza asistanı, aşçı, garson vs.) çalışıyordu ki bu sektörlerin COVID-19’dan en çok etkilenecek sektörler arasında olacağı tahmin ediliyor. Özellikle genç kadınlar etkilenecek çünkü bu sektörlerde çalışan 25 yaşın altındaki çalışanların yarıdan fazlasını kadınlar oluşturuyor. Örneğin, kadınlar, konaklama ve yiyecek hizmetleri sektöründe çalışan gençlerin İsviçre’de %57’sini ve Birleşik Krallık’ta ise %65’ini teşkil ediyor.

Gençler, otomasyon karşısında, tüm diğer gruplardan daha çok risk altında. ILO’nun yakın dönemde yayınladığı bir çalışmaya göre , gençlerin sahip olduğu türden işler tamamen veya kısmen otomatize edilebilir işler.

Sonuç olarak, COVID-19 acil durumu, yaş, gelir veya ülkesine bakmaksızın dünyada hemen hemen herkesi etkileyecek, ancak gençler daha ağır etkilenecek. Dolayısıyla, dünyadaki liderler destek ve canlandırma paketleri hazırlarken, gençlere yardım edecek özel önlemler oluşturmalı, destek programlarına, ister çalışan isterse girişimci olsun gençlerin dahil edilmesini sağlamalı.

Genç işsizliğindeki artıştan zarar gören sadece bireyler değil; bu durum toplumlara da büyük ve uzun süreli maliyet getiriyor. Daralma zamanında işgücü piyasasına girmek, gençlerin kazançlarında önemli ve kalıcı kayıplara neden olabilir, bu kayıplar tüm kariyerleri boyunca sürebilir. Genç çalışanlara özgü sorunları göz ardı etmek, yetenekleri, eğitim ve öğretimi heba etme riski yaratır ki bu da COVID-19 pandemisinin izlerinin on yıllarca sürmesi demektir.

Bu makale ile, Gençler için İnsana Yakışır İşler Küresel İnisiyatifi [Global Initiative on Decent Jobs for Youth], Genç Hakları ve Sesleri adlı blog serisini [Blog Series: Youth Rights and Voices]  başlatıyor. Blog serisi, COVID-19 pandemisinin çalışma yaşamında genç kadın ve erkekler üzerindeki etkisini ortaya koyuyor ve eylem odaklı politika yanıtları ve çözümlerini tartışıyor. Blog’da, gençlik temsilcileri, genç istihdamı uzmanları ve Gençler için İnsana Yakışır İşler ortakları da yer alacak. Ayrıca, veri ve analizlere tamamlayıcı destek sunması amacıyla, 20 Nisan Pazartesi gününden itibaren Gençlik İstihdamı ve COVID-19 Pandemisi Küresel Anketi  başlatılacak.

Yorum veya katkıda bulunmak isteyenler için: decentjobsforyouth@ilo.org